Geçenlerde işbirlikçi öğrenme(doğru terminoloji ile işbirlikli öğrenme) hakkında daha detaylı yazacağımdan bahsetmiştim. Sonunda bir fırsatını buldum. Bu yazımda işbirlikli öğrenme’nin tekrar bir tanımını yapmak ve uygulanabilecek stratejiler üzerinde durmak istiyorum.
İşbirlikli öğrenme‘nin öğrencilerin ve öğretmenlerin bir konu hakkında kafa yorarak sonuçlar çıkarmaları veya birbirlerine yardım ederek öğrenmeleri anlamına geldiğinden geçen notumda bahsetmiştim. İşbirlikçi öğrenme modelinde öğrencilerin kendi başarıları kadar, gruplarında yer alan arkadaşlarının başarısı da önemlidir. Kişisel çalışmalardan ziyade grup çalışması ön plana çıkartılır. İşbirlikli öğrenme, öğretmen merkezli değil, öğrenci merkezlidir [1]. Öğretmen bu modelde daha çok bir koç gibi öğrencilerin aktivitelerden en iyi verimi almasını sağlar. Grup içinde çalışmanın ayrıca öğrencilerin motivasyonuna da olumlu etkisi vardır [1].
İşbirlikli öğrenme, öğrencilerin birbirleriyle rekabet etmeleri yerine birlikte çalışmaları temeline dayandığı için klasik öğrenme modellerinden ayrılır [2]. Bu yaklaşımda artık öğrenciler bir takımdır ve birbirlerinin başarılarından da sorumludurlar. Bu nedenle, bize klasik yöntemle yapılan eğitimden daha faydalı sonuçlar vermektedir.
İşbirlikli öğrenme sınıf içi sistem içerisinde uygulanacağı gibi online eğitimlerde de kullanılabilir. Teknolojinin olanaklarından faydalanarak kimi durumlarda daha avantajlı öğrenme ortamları yaratabiliriz. Online işbirlikli eğitimlerde bir sınıf kısıtlı sayıda öğrenciden oluşmalıdır. Her ne kadar yüz yüze eğitimdeki öğrenci sayısının 10-15 katı kadar öğrenciye ulaşabilsek bile, iyi performans alabilmek için öğrenci sayısında bir sınırlamaya gitmek gerekmektedir[1]. Bu durum özellikle ders yazılımı şeklinde yapılan online eğitimler düşünüldüğünde daha pahalı bir uzaktan eğitim modelini ortaya koymaktadır.
İşbirlikçi öğrenmenin en önemli noktalarından biri etkin grup yapısını sağlamaktır. Online işbirlikli öğrenme için konuşursak, uygun yazılımı sağlamak tek başına derse etkili bir işbirliği modeli getirmeden işe yaramayacaktır. Öğrenme sosyal bir olaydır ve etkili grup aktiviteleri ile desteklenerek etkileşim sağlanıp başarılı bir eğitim tecrübesi yaratılabilir.
Bu model kullanılırken uygulanabilecek bazı yöntemlerden söz etmek gerekirse:
- Sunumlar
- Tartışmalar
- Grup projeleri
- Simülasyonlar
- Grup çalışmalı metin yazma
gibi aktiviteler etkili olabilir. Burada amaç ortak bir grup amacı belirlemeyi sağlayacak uygun aktiviteyi bulmaktır. Grup hedefi ve ödül, bu model için bir motivasyon kaynağı olabilir.
İyi bir grup aktivitesi ve işbirliği yaratmak için ayrıca bir takım noktalara da dikkat etmek zorundayız. Böyle bir çalışmaya başlamadan önce öğrencilere çalışma gruplarının faydasını anlatmak onlarında katılımını sağlayabilir. Çalışma gruplarının işleyişi hakkında bilgi vermek öğrencilerin ders içerisinde güvenlerini sağlayacaktır. Bunun yanında işbirliğine katılımı cazip hale getirmek de önemlidir. Ekstra puanlar veya benzeri ödüllerle öğrencileri katılım yapmaya teşvik etmeliyiz. Etkili bir işbirlikli öğrenme ortamı için grup hedefleri ve ödüller belirlenmelidir [3]. Yukarıda da belirttiğim gibi bu aktiviteleri çok geniş gruplara yapmak faydayı azaltabilir, bu sebeple katılım gruplarını çok kalabalık tutmamak en akıllıcası olacaktır. Son olarak, grupların etkili çalışmaları için grup toplantıları düzenlemeyi teşvik edin.
İşbirliği her zaman düzenli şekilde sağlanacak bir şey değildir. Bu süreç içerisinde bir takım zorluklarda çıkabilir. Mesela, öğrenciler başarısız öğrencileri gruplarında taşımak istemezler. “Bu ders için ben çalışacağım, benden az bilenler benim sırtımdan not kazanıp geçecek. Bunu istemiyorum.” diyebilirler. Bunu önleyip motivasyonu düşen bu öğrencileri derse çekmelisiniz. Bir diğer grup ise ” arkadaşlarımdan öğreneceksem neden okula geleyim” diyebilir. Her iki durumda da öğrenciler grup çalışmasının faydası konusunda bilgilendirilmeye ihtiyaç duyarlar. İşbirliği grup çalışması gerektirir, kimi öğrenciler grup içerisinde kendisini pek gösteremez. Bir koç olarak bu öğrencileri bulmak ve onları cesaretlendirerek paylaşım yapmaya teşvik etmek de öğretmenin önemli görevlerinden biridir. Son olarak da grup çalışmasına katılan öğrencilerde belirecek “tüm konuları bilmeme gerek yok, grubumda bir kişi bilse yeterlidir.” tezini yok edip öğrencileri tüm konulara katılmaya ve yorum yapmalarını sağlamalıyız. Uygun tetikleyici sorular ve alıştırmalar burada çok işe yarayabilir. Ek ödevler ve ekstra ders materyalleri sayesinde öğrencileri diğer konular için de aktif tutabiliriz.
Kaynakça:
[1]. Hiltz S Roxanne, Collaborative Learning in Asynchronous Learning Networks: Building Learning Communities, November 1998
[2]. Educational Broadcasting. (2007). How do cooperative and collaborative learning differ from the traditional approach? 7, 3, 2007 http://www.thirteen.org/edonline/concept2class/coopcollab/index_sub1.html
[3]. Slavin, R. E. (1989). Research on cooperative learning: An international perspective. Scandinavian Journal of Educational Research